İşte Ben:)

Siz burada İko olarak görseniz de benim adım aslında İlkay:). Bu satırları okurken siz, sonunda ikokesifte.com‘u açmışım demektir.

1988’in Ağustos ayında Hatay’da doğmuşum, hem de annemle aynı gün:). Bu hem iyi hem kötü bir durumdu aslında. İkimizin pasta zevki hiç tutmadı çünkü; o hep kremalı/meyveli, ben ise çikolatalı pasta istedim. Olan babama oldu tabi:).

Bir erkek kardeşim var. Canımdan öte, her şeyim o benim. Sürekli kavga etsek de (evet ben 29 yaşımdayım, o 25 oldu ama hala kavga ediyoruz:) birbirimizden asla ayrılamayız. Onu da takip etmek isterseniz gezengenc adıyla dolaşıyor buralarda:). Benden daha zeki ve çalışkandır, bunu her zaman kabul ederim:).

Tıp okumayı çok istesem de üşengeçliğime yenilip Biyokimya okudum. Yüksek lisansa başlayıp yarım bıraktım:). Özel sektörde kısa bir süre çalışıp pes ettim ve kamuda çalışmaya başladım. Ondan da sıkıldım ama para kazanıyor olmanın yeri başka tabi:D. Kapitalist düzenin kölelerinden biriyim ben de:(. Eğitim hayatım ise hiç bitmeyecek gibi; fena bir gaza gelirsem, Diyetisyenlik okuma hayalimi gerçekleştireceğime inanıyorum.

Hataylı olmak doğuştan yemeğe düşkün olmak demek:). Ama ben sosyal medya hesaplarımı, sırf yemek yemeği sevdiğim için açmadım. İstanbul’a geldiğim ilk günlerde hiçbir yer bilmiyordum. Sürekli aynı yerlerde yemek yiyorum falan. Kişilik olarak da çok çabuk sıkılan biri olduğumdan, restoranlar konusunda bile sürekli bir arayış içerisindeyim. İnternetten yorumlara bakıp gidiyorum, gittiğim yerler hakkındaki yorumlar da “..aman efendim şöyle güzel, böyle iyi, ehehe muhteşem..” gibisinden. Tabi çoğu yalan, fiyaskoyla sonuçlanıyor hep. Herkesin damak tadı farklıdır! klişesine girmeye gerek yok çünkü bahsettiğim yerler Michelin yıldızlı yerler değil sonuçta:). Baktım hiç kötü yorum yazan yok, eleştiren yok. Kötü kötü yemekler yeyip, bir de üstüne para ödeyince içimde biriken şikayetler bünyemde şişkinlik yarattı. Mekanist’le başladığım serüven tee buralara kadar geldi. Yaptığım eleştiriler yüzünden mekan sahipleriyle az kavgalar etmedim, az tehditler almadım haberiniz olsun:).

Yani ana sebebim; gittiğim yerlerin iyi ya da kötü olduğunu bir şekilde sizlere duyurma ihtiyacı aslında. İlk olarak Mekanist’te başladım yazmaya, sırayla Zomato ve Yelp. Sonra Instagram hesabı açıp mekan ve yemek fotoğrafları paylaşmaya başladım. Ve en sonunda blog..

Mekan yazıları da beni kesmedi, en büyük tutkum Dünyayı yavaş yavaş keşfettiğim yazılara başladım. Bu yazılardaki amacım ise şu oldu: Bir ülkeye gitmeden önce ben de araştırma yapıyorum, ilk zamanlar Türk gezginlerin bloglarını okuyordum (artık yabancı siteleri arşınlıyorum). Birine bakıyorum gezilecek yerlerin yarısı var yarısı yok, birine bakıyorum hava alanından merkeze nasıl gideceğim belli değil. Gezi yazısı yazmak zor iş ben de çok iyi biliyorum ama tek bir yazıda her aradığımı bulmak istiyorum bir yandan da. İleride kendime de faydası olur, tekrar o ülkeye giderim diye gezi yazılarımı hayata geçirdim. Başkaları gibi bu işten para kazanayım, aman kendimi göstereyim, sitemin hit’i şu kadar, Instagram hesabımın etkileşimi bu kadar, bunu insanlara mutlaka duyurmalıyım, off ben neden hiçbir listeye giremiyorum gibi dertlerim hiç olmadı. Arkadaşlarımdan tek biri bile yazdığım şeylerden faydalanıyorsa,tek bir bilgi bile işlerine yarıyorsa ve gelip bana teşekkür ediyorlarsa inanılmaz mutlu oluyorum çünkü. Ve bu bana fazlasıyla yetiyor. Para kazanmak için, profilime şu kadar ülke gezdim yazmak için gezmiyorum. Gezme tutkum çocukluğumdan beri var; azalmıyor aksine çoğalıyor. Hep daha fazlasını istiyorum. Hatırlıyorum ilkokuldayken Bodrum’a gitmiştik ve çok sevmiştim. Dönerken ağlamıştım mesela..

İnsanlar ölmekten korkar ben neyden korkuyorum biliyor musunuz? Görmek istediğim yerlere gidemeden ölmekten. Planlanmış bir seyahatim, alınmış uçak biletlerim yoksa yaşama sevincim yok oluyor sanki. Bilet aldığım an dünyalar benim, yaşamak için bir amacım oluyor.

Farklı bir ülke görmenin, farklı kültürlere sahip insanlarla tanışmanın, farklı farklı lezzetler tatmanın hazzı hiçbir şey de yok inanın bana. Bahaneleri bırakıp hemen bugün yola çıkın. En çok gitmek istediğiniz ülkeye bir bilet alın hemen. Maddi durumum yok!, İngilizcem yetersiz! gibi cümleleri atın kafanızdan. Araştırmanızı iyi yapıp, bütün otel ve ulaşım biletlerinizi ayarladıktan sonra İngilizce sizin için hiç sorun olmayacak. Telefonunuza indireceğiniz Offline harita uygulamalarıyla aradığınız yeri de kolayca bulabileceksiniz. Maddi anlamda ise daha minimalist yaşayarak tasarruf eder, çok fazla ülke görebilirsiniz. Daha az kıyafet al, gerekmediği sürece kuaföre/berbere gitme, o Boğaz kenarındaki restoranda yemek yeme, özel günlerde pahalı pahalı hediyeler alma bak nasıl para biriktiriyorsun. İlk seyahatine çıktığın an İyki gelmişim! diyeceksin, garanti veriyorum:).

Ömrüm yeterse benim yolum çok uzun; gideceğim yüzlerce yer, tadacağım farklı farklı lezzetler var. Lütfen bu konuda birlikte geliştirelim kendimizi. Düşüncelerinizi yazma ve soru sorma konusunda hiçbir zaman çekinmeyin lütfen.

Instagram: @ikokesifte

Facebook: ikokesifte

Twitter: ikokesifte

Mail: [email protected]

Hepinize harika keşifler diliyorum:)

(Visited 121 times, 1 visits today)

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir